Her Işıkta Bir Dilenci: Yardım mı Ediyoruz, Sistemi mi Besliyoruz?

Haber

Elazığ'da kırmızı ışıkta duruyorsunuz.

Camınıza bir el uzanıyor.

Bir sonraki kavşakta başka biri...

Şehrin başka bir noktasında yine aynı manzara...

Bugün Elazığ'da olduğu gibi Türkiye'nin birçok kentinde trafik ışıkları ve yoğun noktalar dilenciliğin en görünür alanları haline geldi.

Peki bu durum gerçekten kaçınılmaz mı?

Yoksa dünyanın farklı ülkelerinde uygulanan modeller incelenerek daha etkili çözümler üretilebilir mi?

Son yıllarda zabıta ekiplerinin yaptığı operasyonlarda dilencilerin üzerinden çıkan yüksek miktardaki paralar sık sık haber oluyor. Ancak yapılan müdahaleler çoğu zaman kalıcı sonuç vermiyor. Çünkü mesele sadece sokaktaki birkaç kişiden ibaret değil; giderek büyüyen bir sistemden söz ediliyor.

Türkiye'de ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik çok sayıda sosyal yardım mekanizması bulunuyor. Buna rağmen özellikle trafik ışıklarında ve şehir merkezlerinde profesyonel dilencilik faaliyetlerinin devam etmesi dikkat çekiyor.

Dünyanın farklı ülkeleri ise bu konuda farklı yöntemler uyguluyor.

İngiltere'de kamu düzenini bozan ve rahatsızlık veren dilencilik faaliyetlerine karşı çeşitli yaptırımlar uygulanabiliyor. Yerel yönetimler özellikle organize dilencilik konusunda sıkı denetimler gerçekleştiriyor.

Hollanda'nın bazı şehirlerinde agresif şekilde para isteyen kişilere yönelik cezai işlemler uygulanıyor. Amaç ihtiyaç sahiplerini değil, vatandaşları rahatsız eden ve kamu düzenini bozan davranışları önlemek.

İsviçre'nin bazı kantonlarında dilencilik uzun yıllar yasaklandı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları sonrasında bazı düzenlemeler değiştirilse de birçok bölgede hl ciddi kısıtlamalar bulunuyor.

İtalya'da ise bazı belediyeler özellikle turistik bölgelerde dilenciliği sınırlandıran yerel kararlar alıyor.

ABD'de birçok eyalet ve şehirde dilencilik tamamen yasak değil. Ancak trafik ışıklarında araçlara yaklaşmak, sürücüleri rahatsız etmek veya kamu güvenliğini tehlikeye sokmak cezai yaptırımlara neden olabiliyor.

Rusya'da ise özellikle organize dilencilik faaliyetleri ve vatandaşları rahatsız edecek şekilde para isteme eylemleri çeşitli yaptırımlarla karşılaşabiliyor. Kamu düzeni ön planda tutuluyor.

Dikkat çeken nokta şu:

Gelişmiş ülkelerin büyük bölümünde hedef yoksul insanları cezalandırmak değil, dilenciliğin profesyonel bir gelir modeline dönüşmesini engellemek.

Türkiye'de de belki artık şu soruların tartışılması gerekiyor:

Trafik ışıklarında dilencilik tamamen yasaklanmalı mı?

Vatandaşların sokakta para vermesi yerine yardımların resmi kurumlar ve sosyal yardım kuruluşları aracılığıyla yapılması teşvik edilmeli mi?

Zabıta ekiplerine daha geniş yetkiler verilmeli mi?

Çünkü bugün geldiğimiz noktada mesele sadece yardım etmek değil.

Mesele, gerçek ihtiyaç sahiplerini korurken insanların vicdanını istismar eden sistemi ortadan kaldırabilmek.

Her gün yüzlerce aracın geçtiği kavşaklarda aynı manzarayla karşılaşıyorsak artık şu soruyu sormak gerekiyor:

Her ışıkta bir dilenci görmek normal mi?

Yoksa yıllardır çözülmeyen bir sorunu kanıksamaya mı başladık?

Bakmadan Geçme