Kar yağdı. Şehir beyaza büründü. Sokaklar, caddeler, parklar kısa süreliğine de olsa çocukluğumuzu hatırlatan bir sessizliğe kavuştu. Ama karın soğuğu uzun sürmedi; asıl hızlı eriyen, bazı zihinlerin tahammülü oldu.
Her kar yağışından sonra neredeyse refleks hâline gelen bir tabloyla karşılaşıyoruz: Belediyeye yöneltilen sert eleştiriler, sosyal medyada yükselen öfke, klavyeden atılan hoyrat cümleler… Henüz kar durmamışken, tuzlama araçları sokağa girmeden “nerede bu belediye?” sorusu çoktan sorulmuş oluyor.
Oysa kar, doğanın bir gerçeği. Aniden bastırabilir, şiddetlenebilir, planları altüst edebilir. Belediyeler elbette sorumludur; yolları açık tutmak, ulaşımı sağlamak, riskleri azaltmak onların görevidir. Ancak bu gerçek, her aksaklığı bir “beceriksizlik” yaftasına dönüştürmeyi haklı kılar mı?
Asıl mesele burada başlıyor. Eleştiri başka, yıkıcı söylem başka şeydir. Birkaç saatlik gecikmeyi, tek bir sokağın açılmamasını tüm emeği yok sayan bir dile çevirmek; yapılanı görmezden gelip yapılmayanı büyütmek, işte bu eriyen zihniyetin en net göstergesidir.
Kar yağışıyla birlikte sadece yollar değil, sabır da sınanıyor. O sabır eridiğinde ise ortaya sağduyudan uzak, hakkaniyeti unutan bir yaklaşım çıkıyor. Belediyenin sahadaki yüzlerce çalışanı, gecesini gündüzüne katan emekçiler görünmez oluyor; geriye sadece öfke kalıyor.
Hak aramak kadar hak teslim etmeyi, talep etmek kadar emeği görmeyi başarabildiğimiz gün; ne kar bu kadar sorun olur ne de kelimeler bu kadar kırıcı.
Unutmayalım: Şehir dediğimiz şey, sadece belediyeden ibaret değil. O şehirde yaşayan herkes bu tablonun bir parçası. Birbirimize anlayış göstermek, zor şartlarda çalışanları takdir etmek, eleştiriyi yapıcı bir dille ifade etmek de şehirlilik bilincinin gereğidir.
Kar erir, yollar açılır. Ama zihniyet erirse, geriye sadece kırgınlık ve güvensizlik kalır. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, daha yüksek sesle eleştirmek değil; daha derinlikli düşünmek, daha adil değerlendirmektir.
Belki de bu kışın bize hatırlattığı en önemli ders şudur: Soğuk hava geçicidir, ama eriyen zihniyetin bıraktığı iz uzun sürer.
Bakmadan Geçme